seviyor musun beni dediğinde içimden milyonlarca kez seviyorum deyip de yüzüne tek kelime etmememinde vardır bi sebebi
Hayatım boyunca sadece güneşin doğuşunu seninle birlikte izlemek istemiştim. Sabahın tatlı ayazında battaniyeyi üzerimize çekip hayatın ne kadar anlamlı olduğunu hissetmek istemiştim.
Yarı uykulu gözlerinin içine bakıp seni sevdiğimi söylemek istemiştim. Üşüdüğünü söylediğinde sana kocaman sarılıp içini ısıtmak istemiştim. Gözlerimi kapatıp, uzaktan gelen martı sesi eşliğinde dalgaların sesini dinlemek istemiştim.
Yüzünde beliren gülümsemeye tekrar aşık olmak istemiştim. Yanındayken dünyanın en mutlu insanı olmak istemiştim. Ellerimle saçlarını düzeltip gülüşünün beni ne kadar çok mutlu ettiğini söylerdim. Sen başını omzuma koyardın ben ise en sevdiğin şiir okurdum güneşin doğuşunu izleyerek. Sonra sarılırdık birbirimize, sarılmalarımız bizi hayata bağlardı, daha çok severdik birbirimizi.
Keşke her şey bu kadar basit olabilse, ama olmuyor. Birimiz hep daha fazla üzülüyoruz. Birimiz hep daha çok seviyoruz. Sen bu hayali başkasıyla yaşarken, bense sadece filmlerde izleyebiliyorum bu sahneyi. İçim acıyor, keşkelere sığınıyorum. Seninle birlikle kurduğum hayalleri başkasıyla yaşaman yeterince üzücü bir durum zaten.
Şu küçük hayalimin içine bile sığamadık doğru düzgün baksana. Bu küçük hayalim bile sana büyük geliyor. Bu sabahların bir anlamı yok derdin eskiden yanılıyordun, benim için vardı. Benim için sabahın anlamı sendin. Her sabah uyanıp seni görmek isterdim. Uyurken de izleyebilirdim seni, mühim değil.
Senin için hiçbir zaman yeterince önemli biri olamadım zaten, biliyorum. Beni kaybetmekten korkmadın, çünkü senin için fazlasıyla iyiydim. Oysa ben seni kaybetmekten çok korkardım. Ve Korktuğum başıma geldi, seni kaybettim. Bir sabah uyandığımda hayatımda bir daha olmayacağını anladım. Sonra içimdeki boşluğun acısını hissettim en derinden. Artık bu sabahların bir anlamı olmadığını anladım..
Nasılsın ?
Yolunda mı her şey, dikkat ediyorsun değil mi kendine?
Kalın giyin havalar soğuk, sabah erken kalkacaksın hadi uyu artık, geç kalma, koşma, düşme, seni sevdiğimi unutma, boş ver üzülmene bile değmez, hadi gel seveyim saçlarını, her şey daha güzel olacak.
Diyemiyorum sana.
Kapına komşu da değil ki kapım; kulak misafiri olsam, hani arada da olsa duysam sesini.
Yemin ederim sarılmak falan da değil niyetim; şöyle uzaktan da olsa görmek, iyi olduğunu bilmek de yeterli. Yanlışlıkla bile aramıyorsun ki bir bahanem olsa “nasılsın” diye sormaya.
Özlemek böyle bir şey işte,
Yarısı merak, diğer yarısı meraktan ölüm nedeni.
Bu arada şunu da bil;
İlk “seni seviyorum” derken dudaklarım titriyordu ama fark etmedin. İyi de oldu aslında, yalan söylüyorum sanacaktın belki, cesur değilim, içten değil ya da… ne bileyim, sanacaktın bir şeyler, her neyse ne işte…
Olabildiğince gerçekçi olmaya çalıştım bunu söylerken. Hep hoşlanmıştım daha önce, beğendiklerim de olmuştu ve hatta…
Çünkü ilk kez sevmiştim… O zaman söyleyemedim, şimdi bil istedim.
“seni seviyorum” derken dudaklarım titriyordu,
“sahiden bitti mi” derken sesim,
Bilmeni istediklerimi yazarken parmaklarım titriyor şimdi.
Bir yalvarış değil bu, yalnızca oku ve geç.
Sadece bil istedim.
Ne kadar zaman geçerse geçsin, hangi öznelere iyi geceler öpücüğü verirse versin tenlerimiz,
Seni hala titreye titreye seviyorum, biliyorsun aslında…
Yine de bil istedim.
Sadece bil,
İstedim.

